Haber Detayı
20 Aralık 2019 - Cuma 21:35 Bu haber 302 kez okundu
 
Muratdağında Siyanürle altına mahkeme dur dedi
Murat Dağında Siyanürle altın ayrıştırılması davasında Kütahya İdare Mahkemesi’nin ÇED olumlu kararını iptal ettiği bildirildi. Mahkemenin iptal kararı, Gediz, Uşak, Eskişehir ve İzmir gibi davaya müdahil olan karşı çevrelerce büyük bir memnuniyetle karşılanırken, Gediz havzası ve çok önemli su kaynaklarını barındıran Murat Dağı'nın yok olmasına izin verilmemesi olarak değerlendiriliyor.
Gündem Haberi


Kütahya İli, Gediz İlçesi, Karaağaç Köyü mevkii sınırlarında Anadolu Export Maden San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Yıldız-Altın Gümüş Madeni Kapasite Artırımı Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Kırma-Eleme Tesisi" projesi için verilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 08.05.2019 tarihli ve 5508 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının Kütahya İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği bildirildi. Konuya ilişkin bir basın açıklaması yapan CHP Kütahya Milletvekili A. Fazıl Kasap, “Murat Dağı için mücadelemiz sonuç verdi.”dedi.

Kasap; “Murat Dağı davasında mahkeme ÇED olumlu kararını iptal ederek, Gediz havzası ve çok önemli su kaynaklarını barındıran Murat Dağı'nın yok olmasına izin vermedi. Termik Santrallere filtre takılmamasını “veto” ettirdikten sonra, ikinci mücadeleden de zaferle ayrıldık. Karar tüm bölge halkına hayırlı olsun” ifadesin kullandı.

Kütahya İdare mahkemesine, şirket tarafından altın ayrıştırma tesisi kurulacak alan 360 metre mesafede bulunan Gediz Karaağaç Köyü Muhtarlığı, Uşak Çevre Gönüllüleri Derneği, Uşak Ulubey Doğal Üretim Çevre ve Dayanışma Derneği, Avgan Banaz Çayını Yaşatma Derneği, Türk Mühendis ve Mimarlar Odası Birliği Uşak İl Temsilciliği, Kadın ve Aileyi Koruma Derneği, Kütahya Barosu Başkanlığı, Uşak Barosu Başkanlığı, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Eskişehir Tepebaşı ve Odun Pazarı Başkanlıkları, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Kütahya Belediye Başkanlığı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi kurum, kuruluş, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda kişi ilgili ÇED raporunun iptali için dava açmıştı.


Müdahiller Murat Dağı ve çevresi için hangi risklere işaret etti?

Davada, tesisin kurulması halinde insan sağlığı, ekolojik denge ve çevresel etki açısından ortaya çıkabilecek zararlara ayrıntılı bir şekilde dikkat çekilmişti.

Davada, Murat Dağı'nın Gediz Havzası, Büyük Menderes Havzası ve Sakarya Havzası olmak üzere üç büyük havzanın birleştiği noktada olduğu ve bu havzaların su kaynağının Murat Dağı olduğu, Uşak şehir merkezinin, Gediz İlçesinin, Banaz İlçesinin ve dağın çevresindeki tüm köylerin içme ve kullanma sularının Murat Dağı'ndan geldiği, çok geniş bir alana sahip olan Murat Dağı'nın Türkiye ormanlarının önemli bir kısmını oluşturduğu, Murat Dağı'nda 114 endemik tür yaşadığı ve bu türlerden 3 tanesinin sadece Murat Dağı'nda görüldüğü, Murat Dağı'nın maden sahası bölgesinde ve dağın tüm çevresinde tarımsal faaliyetler ve hayvancılığın yaygın olduğu, bu bölgede Gümele ve Murat Dağı Göleti olmak üzere 2 adet sulama göletinin bulunduğu, deprem bölgesi olduğu, ÇED olumlu kararının, ÇED kavramının amacına, Çevre Kanunu'nun amacına ve Anayasanın 56.maddesine aykırı olduğu, ÇED raporunda üretim alanın kullanılacak olan siyanürün insan yaşamına, doğaya, havaya, suya nasıl zarar vereceğine, tehlikelerinin ne olduğuna ilişkin olarak açıklama yapılmadığı, Maden sahasının bulunduğu Murat Dağı'nın sularında yaşanacak bir kirlenmenin su sağladığı Sakarya Havzasında, Gediz Havzasında ve Büyük Menderes Havzasındaki tarım ve hayvancılık faaliyetlerini etkileyeceği belirtilmişti.

Mahkeme iptal için gerekçeli kararında ne dedi?


Mahkemenin iptal kararında; Projenin maddi getirisinin; flora, fauna ve canlı ekosistemde oluşacak büyük kaybı karşılayamayacağı ve kaybedilen değerlerin tekrar yerine konamayacağının öngörüldüğü, gerek inşaat aşaması ve gerekse üretim aşaması için alınacağı belirtilen önlemlerin, bitkilerden oluşan flora ve çeşitli hayvan gruplarından oluşan fauna çeşitliliğini korumaya yeterli olmayacağı, alanda varlığı belirlenen dar veya geniş kapsamlı çok sayıdaki endemik türün de zarar görmemesinin mümkün olmadığı, projenin uygulanmasının, nadir türlerin yok olma riskinin çok daha artmasına veya ortadan kaybolmalarına sebep olacağı, Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu kararının uygun olmadığının belirtildi.

Mahkeme gerekçeli kararında ayrıca Kimya Bilimi açısından;

Sunulan ÇED raporunda ve projede altın zenginleştirmenin; Sodyum Siyanür (NaCN), Hidrojen Peroksit, Sodyum Hidroksit (NaOH) (Kostik), Hidroklorik Asit (HCI), Sodyum Bikarbonat (NaHCO3), Antiscalant, Aktif Karbon, Boraks, Silika, Kireç, Çimento gibi “toksik”, “yükseltgen” ve “korozif” özellikleri barındıran riskli kimyasalları kullanılarak yapılacağı, ÇED raporunda söz konusu kimyasalların işletmede nasıl depolanacağı, taşıma ve kullanımları sırasındaki lokal risklerin nasıl yönetileceğinin açıklandığı, söz konusu işletmede, aşırı yağış, deprem, toprak kayması veya kullanılan geçirimsiz jeomembranın hasar görmesi sonucunda atıkların dağılması ile oluşacak kimyasal açıdan akut (kısa sürede görülecek) ve kronik (uzun vadeli) etkileri olabilecek iki büyük riskin mevcut olduğu,

Birinci riskin işletmede yüksek oranda kullanılacak siyanür toksisitesi ile ilgili olduğu, ikinci ve yaygın etkisi daha geniş olabilecek tehlike, süreç sırasında uygulanan işlemlerin sadece altını ve gümüşü çözmeyip aynı zamanda topraktaki cıva, nikel, arsenik, antimon, krom, kurşun vb. diğer mineralleri de çözecek ve açığa çıkaracak olması olduğu, söz konusu işletmede HCl asit ile mineraller çözüldükten sonra sadece altın ve gümüş alınıp diğer toksik ağır metalleri içeren atıkların barajlarda depolanacağı, ancak barajlarda toplanan çok riskli kimyasal karışımın yeraltı ve yerüstü sularına öngörülen ya da görülemeyen nedenlerden karışması durumunda yaygın etkisi büyük, geri dönülmesi ve telafisi mümkün olmayan zaralar oluşturmasının söz konusu olduğu, bu nedenle barajlarda depolanan atıkların yer üstü ve yer altı sularına karışması olasılığı düşük bile olsa etkileri çok yıkıcı ve kapsamlı olacağından çok ayrıntılı olarak ele alınıp değerlendirilmesinin gerektiği,

Altın madeninin işlenmesi sırasında cevher HCl ile muamele edildiğinden sahada zenginleşmiş olan cıva, nikel, arsenik, antimon, krom, kurşun ve bunlara ek olarak alüminyumun iyonlaşmış hallerinin suya karışacağının kesin olduğu ve ÇED raporunda suya karışmaları ve yayılmaları durumunda sebep olabileceği toksik etkiler ile ilgili alınacak önlemlere değinilmediği,

Kimyasalların dökülmesi saçılması uzun süreli sızıntıların olması konularında alınacak önlemlere ÇED raporunun muhtelif yerlerinde değinildiği, ancak ÇED raporunda sunulan risk dereceleri ve sayısal skorlar spekülasyonlara açık olduğu, zira barajlarda bekletilen atıklardaki ağır metallerin hiç dikkate alınmadığı, bunun yanı sıra 472. sayfada “Tablo- 200 Kaza Riski” tablosunda sel, aşırı yağış konusu ele alınmış, Havuzların taşması, batı ocak ve doğu ocak alanlarının su ile dolması ve toprak kayması risk, yığın liç sahası ve pasa depolama sahasında yığınlanan malzemenin kayması vb. çevresel etkiler olarak gösterilmiş ancak etkilenecek tehlike altındaki kesimin olarak sadece proje çalışanları ve tesis olarak gösterildiği, yığın liç sahası ve pasa depolama sahasında yığınlanan malzemenin kaymasının çok daha geniş bir alanda kimyasal kontaminasyona neden olacağından hem etkilenecek alan hem de kişi ya da canlıların sayısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği,

Sunulan ÇED raporunda düzenlenmesi öngörülen faaliyetin sebep olabileceği etkilerin tüm boyutları ile değerlendirilmediği, olaya daha çok siyanür kirliliği olarak bakıldığı açığa çıkacak ağır metallerin “bertarafı” için hangi önlemlerin alınacağının açıklanmadığı, ayrıca yüksek rakımlı bir çalışma sahasında depolanan zehirli atıkların sulara karışması durumunda "hangi noktalara kadar uzanabileceği, kaç kişiyi etkileyebileceği, ağır metal kirliliğinin canlılar, sucul yaşam ekosistem flora ve faunaya etkilerinin" değerlendirilmediği,

Raporun “risk analizleri ve risk değerlendirmesi” kısmında ele alınan; “sel ve aşırı yağış tehlikesi sonucunda ortaya çıkacak havuzların taşması, batı ocak ve doğu ocak alanlarının su ile dolması ve toprak kayması” riski “orta düzeyli risk” olarak değerlendirildiği, bu değerlendirmenin kimya bilimi açısından gerçekçi bulunmadığı, HDPE Jeomembranın geçirimsizliği ile ilgili risklerin göz ardı edildiği, güneş ışığı altında atık depolama sahasında gelişecek fotokimyasal reaksiyonlar ile ortaya çıkacak kimyasal tepkimler ve Cl2 gibi korozif yükselt genlerin etkileri dikkate alınmadığı belirtildi.

Mahkemenin söz konusu iptal kararında, ayrıntılı olarak Çevre Mühendisliği ve Hidrojeoloji Bilimi açısından da yaşanması muhtemel zararlara ve çevre felaketlerine ayrıntılı olarak yer verildi.    

 

Kaynak: (Kütahya Arşiv Haber) - Kütahya Arşiv Haber Editör:
 
Etiketler: Muratdağında, Siyanürle, altına, mahkeme, dur, dedi,
Haber Videosu
Yorumlar
Arşiv